Kapitalizm Öpüyor mu ?
Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser demiş Marx'ların Karl. Bunu bazı sözlük yazarları Hristiyan inancını kullanarak revize etmiş ama konumuz bu değil. Karl (tamam bizim Karl değil Marx) zamanın behrinde Sosyalizmin galibiyetini ilan etmiş “Kapitalizm çökmeye mahkumdur” diyerek. Ancak o vecizenin akabinden orta sınıf mücadelesindeki genişleme işçi sınıfının sendikalaşmasıyla (bu tabiki de uzun bir sürede oluyor) daha da artmış. Yani işçi sınıfı gelir bakımından gerçekten işçi olsa bile haklar ve yaşam standartları bakımından orta sınıftan sayılabilirdi. İster Fransız İhtilali’nin mirası deyin ister gerilme şansı kalmamış fay hattı gibi olan özgürlük coşkusu deyin bir şekilde haklar geri alınmış ( geri dedim çünkü bu hakları sıfırdan aldılar Obama vermedi )
Ne Mao ve Pol Pot ne Mussolini ne de Sosyalist bir partiyle işleri değiştirebileceğini düşünen Lenin amca ( saygıdeğer şahsiyet, hayatı boyunca delik yatakta yatmıştır dava adamıdır ) yanıldığını ne yazık ki ancak diğer aleme göç ettikten sonra anlayabilecektir. Çünkü ihtiyaç sahibi insanlar, ihtiyaçlarını elde etmek uğruna inandığı davadan yolundan giderken şüphelere düşer ve ellerindeki boşluğu fark edip sinirlenmeye başlarsa vazgeçmesi ve saf değiştirip gül attığı lidere silah tutmaya başlaması için çok fazla düşünmeyecektir. (İran devrimini sağlayan ve gül atan askerleri istisna tutuyorum; bence gül devrimi onlar sayesinde oldu, onlara gül devrimcileri diyorum) Çünkü insanın elinden yaşama hakkını kimse alamaz, öyle ki idama giden birisinin cellada karşı gelme hakkı da buradan gelir.
Bugün ekonomik problemlerin başında Toplumsal güç dengelerinin değişmesi yer almakta bence. 2008 krizinin çıkış noktası halkın ev sahibi olma isteği, diğerlerine (zenginlere) yetişme arzusu havyar yeme merakı insanları, üzerinde ünlü insanların olduğu kağıt paraları geriye ödeyeceklerini zannederek bankalardan kredi almasına teşvik etti daha doğru bir tabirle çekti veya itti.
Sonucu malum.
AB’nin kasasındaki paranın büyük bir kısmının IMF’den alınan sübvansiyonla Yunanistan için harcanması ve hala harcanıyor olması, Portekiz ve ispanya’nın ağızda meme bekliyor oluşu İktisadi dengelere dikkat edilmesi gereken yeni bir unsur ekledi ve bu yıllardır bilinen bir terimdi: Kriz
Evet bence de çok klişe hatta en az Hülya Avşar kadar bıkkınlık veren bir kelime. Ama bu kriz kelimesi Hülya Avşar gibi para alarak değil, paraları yiyerek hatta yok ederek bıkkınlık veriyor. İşte şimdi Kapitalizm olgusunun insanı abdestsiz öpmesine geldik.
Abdestsiz öpücük abdesti bozar mı Hocam ?
Giden gitsin kalan sağlar bizimdir diyen piyasayı serbest bırakma anlayışının terimi olan Liberal Ekonomi belki de son yıllarda aldığı kadar kelleyi (şirket) Hitler bile (yok canım o almıştır) almamıştır. Kapitalizm mevcut şartlarda yeni şirketlerin büyümesini sağlıyor (Apple, Mircosoft’un kapışması dünyaya hiç bu kadar rant sağlamamıştı) hatta yeni alanlara tohum atıyorsa bu bir yandan yamyamcılık (piyasayı domine etmek) bir yandan da tüketicinin çıkarına kontrataklar sergilemektir. Eğer 700 milyar dolarlık paketi sömüren Lehmann Brothers’in dünyayı batıramadığı bir ortamda anki kriz bence çok daha hafif. Kapitalizm çok can yakıyor yakacak, insanları öpüyor öpecek batanlar olacak ama bu kapitalizmin çökmesi anlamına gelmeyecek. Çünkü eğer bunu kabul edersek Yaşar Nuri Öztürk ve Mun tarikatının baş belası Beyazların Zekeriya’yı haklı çıkarmak anlamına gelecek.
Kapitalizm bir şeyler deniyor; ama bu çökmek için değil çürüklerin ayıklanması ve sonrasında daha da kuvvetli dişlerle daha büyük ısırıklar almak için pasta ve elmalardan. Çünkü bu hep böyle oldu. 29’da da, 08’de de.
Ha bir de Kapitalizm’in çöktüğünü iddia edenlerin çökünce ne olacak sorusuna yani hani bir kuruyan çölde nasıl bir hayat yaşanacağına dair bilgiler de verirse diyalektik anlayışlarını biz de kavramış oluruz.
Daha iyi yazılar için operasyonlara devam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder