9 Temmuz 2013 Salı

Hayatın Romanı yazılır mı yaşanır mı? -2

Korkuların, arzuların, kaygıların çoğalması insan için en kötü şeylerden birisi olsa gerek. Düşünemez, düşündüğünüz kadarını ifade edemez hatta bazen ifade ettiğinizi bile anlayamaz hale gelirsiniz. Bunlardan kurtulmak gerek deseniz, bunu fark etseniz ve buna uğraşsanız bile başaramazsınız. Kaygı, korku ve arzunuza neden olan şey, ya terk edilmeli ya da üstüne gidilmeli veyahut da elde edilmelidir. Peki hepsinin buluştuğu bir paydada bir kriz varsa, işte o zaman ya yok etmeli veya yok olmalısınız.

İnsan kendinde eksik olanı sever der Artur Schopenhauer, belki de birine delice bağlanmamız bundandır. Ama eksik olan şeye karşı duyduğumuz hayranlık, kişinin kendisinde bir yok olma, bir tükenmeye yol açıyorsa bu çok yıpratıcı ve bir o kadar da zorlayıcıdır. Bütün adımların uğrak noktası haline gelir eksikliğiniz, her şeyi onun üzerinden geçerek halletmeye çalışırsınız. Çünkü artık o eksiklikte kaybolmuşsunuzdur, o siz olmuştur.

Peki bu tamamıyla kötü bir şey mi? Elbette hayır. Hatta, asla.

Çünkü insanın bir şeyi istemesi onun eksikliğini hayatta hissetmesi ile alakalıdır. Onu elde etmek, onun yokluğundan daha baskın gelmiştir. Peki bir insanın hayatta en çok neyin eksikliğini hisseder? Neyi çok isterse onu. Hayalindeki meslekse mesela, ya da olmak istediği karaktere sahip kişiyi idol belirlemesi. Alplerde gidip yalnız başına yaşamak istemesi, yalnızlığı duyduğu hayranlıktandır. Peki bir insanın hayatta, bir kişiyi istemesi nedir? Onda kaybolmayı istemesi, gece uyurken ona uyuması, susarken ona susması sadece, yürürken ona gitmesi yürüdüğü yol ona gitmese bile. Güneşin kızgınlığına, ona hürmeten katlanması, soğukla arkadaş olması dişleri zangırdasa bile.

Bu aslında eksiklik değil, tamamıyla bir yokluğun göstergesi. Onun yokluğunun, ona duyulan susuzluğun, arzunun, kaygının, korkunun. İşte bu duyguların çoğalması kötü bir şey değildir, bilakis daha fazla bağlar insanı hayata. Umutlu olmak için kişisel gelişim seminerlerine falan katılmanız gerekmez, büyüklerden motivasyon konuşmalarına da ihtiyaç duymazsınız. Gönlünüz öyle dinginleşir ki, kalp akla hitap eder, ama daha iletişimcidir. Hayata daha dik durur, daha izzetli bakarsınız her şeye. Aslında insan eksik olan sevmez, yok olanı sever. Eksiklik tamamlanabilir, ama yokluk öyle değildir. Yokluk ancak varlıkla yer değiştirirse değer kazanır.

Uzun zamandır yokluk vardı hayatımda, hem de baya uzun zamandır. Şimdilerde varlığın sefasını sürüyorum, varlığının.

Bence insan, bir çift bakışla, ömrünü bitirebilir, yeterdir bu. Ben öyle yapacağım mesela. Buradaki mesela, öylesine anlamına değil bu sefer, belirtelim.

Varlığın varlığım.


Esen kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder