Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel bir ülke varmış. Bu insanlar yıllar yılı ekmek kavgası içinde yaşamışlar ve hep kırmışlar birbirini. Neden sonra bir yiğit çıkmış ve haykırmış tez dışlana bundan sonra kim üzerse birini…
Üzmüş birbirini biri doğudan biri batıdan iki kişi,dışlamışlar sorup sormadan garipleri.
Yiğit nam salmaya devam etmiş ülkede, bu sefer biri Hz.Ali demiş; birisi de önce Muhammet sonra Ali,onlar da üzdü birbirini diye onları da atmışlar yolup, yokluğa...
Sular akmış, yağmurlar nehirleri doldurup taşırmış, karaya ak demiş birisi sevdiği kara gözlü olduğu için, ardından beyazcı çıkmış "Anamın saçları ak demiş”, sanmışlar düşman birbirine bunlar, onları da almışlar kendi halinde yaşayan toplumdan...
Giden gitmiş kalanlar ağlamaklı, insan kalmaz olmuş sokaklarda dostlu ahbaplı,aman beni de duyarlar alırlar baharımın ertesinde çiçeğimi koklayamadan demiş insancıklar ve yoklaşmış yollar topraklar..
Adı "Yiğit" olan devletmiş adını yeni öğrenmişler, bunca sene bizimkilerin dilini kinli gözlerle köreltmişler, sesler çıkmaz olmuş çıkanlar sesler sedasız.
Devir akmış,hasatlar kalkmış topraklar nefretli, insanlar kederine tuzu meze yapmış. Kimi seçtiyse başına halk hep aynı nakaratmış, kırık dümenli gemi bir türlü yol alamamış,sarmışlar cahilce dümeni, gönül tamir ettikleri gibi, ama dinlememiş deli deniz, zamanında onu dinlemeyenleri...…
Sonraları dönmüş devir nasıl olduysa acep, bu sefer gerçek yiğitler sarmış memleketi yek ve hep.Kimi sarı saçlıymış kimisi topraktan çalma, kimi al yanaklıymış kimisi buluttan saf, kimisi meslek misali altıncı sarraf, sarmışlar kolları, sarmalamışlar hüzünlü yaprakları, kurumaya yüz tutmuş bencileyin ağaçlar; sevinçten serivermişler salkım salkım dalları.
Umut okyanus olmuş, huzur eş ruhu, geliyormuş yavaşça mutluluğun sonsuzluğu…. Yılın önemi kalmamış artık, ramazanlar seneyi devriyeyi hatırlatır olmuş, bayramlar coşkuyu…, Şarkın asıl YİĞİTLERİ garba çiçek atmış, çiçeğin yaprakları toprağa haber salmış. Allah güzellik vermiş burnuna, Karadeniz'i sırtlamış omzuna, benim Of çekmeyen OF’lum; Macurum hatırlatmış Asr-ı saadeti, Ensar olmuş anlaşılsın diye kıymeti, Peygamberin hadisi hatıra gelmiş: Ben ilimsem eğer, kapısı da Ya Ali. …Kimse üzmez olmuş birbirini, analar yürekte büyütmüşler kimsesizleri ve kimseleri…
Sonra çıkmış birisi sıralamış hayallerini ve aslında biliyormuş, çoklarının içinden söylediğini ve birçoğunun da haykırmak istediğini...
Hanimiş Benim Güzel Ülkem!!!
Her şeyin çok daha güzel olacağını düşünerek sarıldık hayata ve bırakmadık biz topraklarımızı iki üç haytaya... Soframızda hakkı vardı her bir yetimin ve biz hep kardeşiydik O güzel Nebinin...
Bu karalama, Ramazan- Şerif'in Manevi ikliminde kendinden bir şey bulanlara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder