Bilir misiniz? Bilirsiniz bilirsiniz. Birini özlediğiniz
zaman, onunla ilgili hatıralara bakarsınız. Bu bazen ondan kalan bir
fotoğraftır, onun bir hediyesidir veya bir mesaj… Teselli bulmaya çalışırsınız,
sakinleşmeye çalışırsınız, yüreğinizdeki fırtınalara bir dalgakıran yapmaya
çalışırsınız. Ama içiniz hep yanar, bazen kanar. Eğer onu kaybettiyseniz, ölür,
ölür, sonra tekrar ölürsünüz. Tekrar doğar bütün hatıralarınız o da doğar, ve
tekrar ölür.
Yoksa eğer ondan kalan hiçbir eser, hayallerdir bu sefer sarılacağınız
dal sığınacağınız liman. Ya onun varlığıyla lezzetlenmişse hayatınız, onsuz
anlarınız dünyaların sizin olduğu anlara bile denk gelse mutsuz oluyorsanız,
kalbinizde değişik olaylar oluyor demektir J
Ne gibi mesela? Mesela sabahları uykusuz bir şekilde
kalksanız heyecanınız kalan uyku ihtiyacını gideriyordur, fizyolojik terapi
yani, hem de bedava.
Açlık çekmez, aklınıza yemek geldiğinde bir bardak suyu
içerkenki sürede onu hayal etmeniz size açlığı da unutturur.
Misaller uzar gider. Asıl meseleye gelelim.
O sizin ibadetinizdir artık. Onu mutlu etmek üzerine
aldığınız her nefes, sizi Rabbinize daha fazla yaklaştırır, çünkü bilirsiniz
hayatınızdaki mutluluğun nedeninin o olduğunu. Kendinizi borçlu hissedersiniz.
Hele ki bir aradayken gözleriyle hep sizi takip ediyor, sanki kırılacak bir
cammış gibi size hassasiyet gösteriyorsa, borcunuz hiç durmadan artıyor
demektir. İşte o an, bir tercih yaparsınız ruh ve hayal dünyanızda. Ben ne
kadarını hak ediyorum? Veya neler hissediyorum? Umarsızca bunu yadsıyor ve
önemsemiyorsanız ki bu bir tercihtir, medeniyet ve ruh tarlasından 1930’larda
ve gece karanlıkta geçmişsiniz demektir.
Mesela şu fakir, son birkaç aydır bire rüyanın içinde. Ama
uyanık görüyor ve yaşıyor. Gülümsemeyi öğrendi mesela, hayata daha pozitif
bakmayı, sabretmeyi, sakin olabilmeyi, bilse de susabilmeyi öğrendi. İzlemeyi
gözlemlemeyi, hepsinin nedeni o.
Mesela ilk kez bir ortama gidecek olsam korkarım, orada
kendim olamamaktan korkarım. Korku insanın en tabi ve en gerekli duygusudur. İnancı
şekillendirir hayatı yönlendirir. Peki hayatınızı bir anda belki de yıllardır
tanıdığınız insanların bulunduğu ortamdan başka bir yere taşıyacaksanız. Başka
bir yüz başka bir beden, başka cümleler. Korkardım. Ölümüne korkardım.
Peki o korkan için neler yapardınız? Umursamaz mı olurdunuz
yoksa tam tersi pür dikkat onu mutlu etmeye mi çalışırdınız? Ben o olurdum. Her
anı, onun dünyasından yaşardım. Sevdiklerimden, sevenlerden ayrı bir dünyada
neler yaşardım diye düşünürdüm. Kurduğu her bir cümleyi böyle yorumlar, kendim
bu cümleyi nasıl kurardım diye düşünürdüm. Gerçekten de onu düşünmez o olurdum.
Annesi olmayan bir yavruyu düşünürdüm, baba şefkatinin eksikliğinde ben ne
yapardım diye düşünürdüm. Abla-Abi-Kardeş üçgeninden iki uçlu bir odaya
kapatsalar nasıl bir çözüm yolu izlerdim onu tasavvur ederdim.
Onu düşünürdüm, onu gülümsetebilmeyi. Onunla olabilmeyi,
onun ruh dünyasında bir sakinleştirici olabilmek için tüm benliğimi seferber
ederdim. Onun yüzü düştüğünde, akan kanımın dahi onu huzurlu kılabilmek için
mücadele vermesini sağlardım. Ve onu isterdim, onu çok isterdim, her şeyi
unutmasını, hatırladıklarını da, benimle olduğu için daha da rahmetle anmasını.
Attığı adımlara paspas olurdum mesela, ses çıkınca kendini
yalnız zannetmesin diye, evdeki her seslenmesine cevap vermek isterdim, her
cümlesi bende kalsın diye. Ona koşmak, onu sarmak isterdim, tüm zerrelerimle
yanında olduğumu hissetsin diye.
O olmak isterdim, o olabilmek, onun dünyasından bakabilmek
dünyaya. Onun inci gözlerinden sarılmak isterdim hayata. Beyazdaki asaleti
siyahın kudretine onun eliyle bırakmak isterdim. Gülüşünü sarıp saklamak
isterdim, sıcaklığını hissedebilmek için.
O olmak isterdim, dünya nasıl bu kadar daha güzel bir hale
getirilebiliyor onu anlamak için. Bir erkeğin ruhunu zangır zangır
titretebiliyor onu idrak edebilmek için. Heyecan ne demek onu nasıl oluyor da
bir erkeğin bakışını korkutacak kadar kullanabiliyor bilmek isterdim.
O olmak isterdim, onunla olabilmek için.
O olmak isterdim, hislerimi ona adayabilmek için.
O olmak isterdim, nefesin kıymetini bilebilmek için.
Onunla olmak isterdim, dünyanın hakkını verebilmek için.
Onunla olmak istiyorum, ölümüne, ruhuna, canına, kalbine,
yani yaşanılası bir şeylere sahip olmak için.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder