15 Ağustos 2013 Perşembe

O olmak isterdim!

Bilir misiniz? Bilirsiniz bilirsiniz. Birini özlediğiniz zaman, onunla ilgili hatıralara bakarsınız. Bu bazen ondan kalan bir fotoğraftır, onun bir hediyesidir veya bir mesaj… Teselli bulmaya çalışırsınız, sakinleşmeye çalışırsınız, yüreğinizdeki fırtınalara bir dalgakıran yapmaya çalışırsınız. Ama içiniz hep yanar, bazen kanar. Eğer onu kaybettiyseniz, ölür, ölür, sonra tekrar ölürsünüz. Tekrar doğar bütün hatıralarınız o da doğar, ve tekrar ölür.

Yoksa eğer ondan kalan hiçbir eser, hayallerdir bu sefer sarılacağınız dal sığınacağınız liman. Ya onun varlığıyla lezzetlenmişse hayatınız, onsuz anlarınız dünyaların sizin olduğu anlara bile denk gelse mutsuz oluyorsanız, kalbinizde değişik olaylar oluyor demektir J

Ne gibi mesela? Mesela sabahları uykusuz bir şekilde kalksanız heyecanınız kalan uyku ihtiyacını gideriyordur, fizyolojik terapi yani, hem de bedava.

Açlık çekmez, aklınıza yemek geldiğinde bir bardak suyu içerkenki sürede onu hayal etmeniz size açlığı da unutturur.

Misaller uzar gider. Asıl meseleye gelelim.

O sizin ibadetinizdir artık. Onu mutlu etmek üzerine aldığınız her nefes, sizi Rabbinize daha fazla yaklaştırır, çünkü bilirsiniz hayatınızdaki mutluluğun nedeninin o olduğunu. Kendinizi borçlu hissedersiniz. Hele ki bir aradayken gözleriyle hep sizi takip ediyor, sanki kırılacak bir cammış gibi size hassasiyet gösteriyorsa, borcunuz hiç durmadan artıyor demektir. İşte o an, bir tercih yaparsınız ruh ve hayal dünyanızda. Ben ne kadarını hak ediyorum? Veya neler hissediyorum? Umarsızca bunu yadsıyor ve önemsemiyorsanız ki bu bir tercihtir, medeniyet ve ruh tarlasından 1930’larda ve gece karanlıkta geçmişsiniz demektir.

Mesela şu fakir, son birkaç aydır bire rüyanın içinde. Ama uyanık görüyor ve yaşıyor. Gülümsemeyi öğrendi mesela, hayata daha pozitif bakmayı, sabretmeyi, sakin olabilmeyi, bilse de susabilmeyi öğrendi. İzlemeyi gözlemlemeyi, hepsinin nedeni o.

Mesela ilk kez bir ortama gidecek olsam korkarım, orada kendim olamamaktan korkarım. Korku insanın en tabi ve en gerekli duygusudur. İnancı şekillendirir hayatı yönlendirir. Peki hayatınızı bir anda belki de yıllardır tanıdığınız insanların bulunduğu ortamdan başka bir yere taşıyacaksanız. Başka bir yüz başka bir beden, başka cümleler. Korkardım. Ölümüne korkardım.

Peki o korkan için neler yapardınız? Umursamaz mı olurdunuz yoksa tam tersi pür dikkat onu mutlu etmeye mi çalışırdınız? Ben o olurdum. Her anı, onun dünyasından yaşardım. Sevdiklerimden, sevenlerden ayrı bir dünyada neler yaşardım diye düşünürdüm. Kurduğu her bir cümleyi böyle yorumlar, kendim bu cümleyi nasıl kurardım diye düşünürdüm. Gerçekten de onu düşünmez o olurdum. Annesi olmayan bir yavruyu düşünürdüm, baba şefkatinin eksikliğinde ben ne yapardım diye düşünürdüm. Abla-Abi-Kardeş üçgeninden iki uçlu bir odaya kapatsalar nasıl bir çözüm yolu izlerdim onu tasavvur ederdim.

Onu düşünürdüm, onu gülümsetebilmeyi. Onunla olabilmeyi, onun ruh dünyasında bir sakinleştirici olabilmek için tüm benliğimi seferber ederdim. Onun yüzü düştüğünde, akan kanımın dahi onu huzurlu kılabilmek için mücadele vermesini sağlardım. Ve onu isterdim, onu çok isterdim, her şeyi unutmasını, hatırladıklarını da, benimle olduğu için daha da rahmetle anmasını.

Attığı adımlara paspas olurdum mesela, ses çıkınca kendini yalnız zannetmesin diye, evdeki her seslenmesine cevap vermek isterdim, her cümlesi bende kalsın diye. Ona koşmak, onu sarmak isterdim, tüm zerrelerimle yanında olduğumu hissetsin diye.

O olmak isterdim, o olabilmek, onun dünyasından bakabilmek dünyaya. Onun inci gözlerinden sarılmak isterdim hayata. Beyazdaki asaleti siyahın kudretine onun eliyle bırakmak isterdim. Gülüşünü sarıp saklamak isterdim, sıcaklığını hissedebilmek için.

O olmak isterdim, dünya nasıl bu kadar daha güzel bir hale getirilebiliyor onu anlamak için. Bir erkeğin ruhunu zangır zangır titretebiliyor onu idrak edebilmek için. Heyecan ne demek onu nasıl oluyor da bir erkeğin bakışını korkutacak kadar kullanabiliyor bilmek isterdim.

O olmak isterdim, onunla olabilmek için.
O olmak isterdim, hislerimi ona adayabilmek için.
O olmak isterdim, nefesin kıymetini bilebilmek için.
Onunla olmak isterdim, dünyanın hakkını verebilmek için.


Onunla olmak istiyorum, ölümüne, ruhuna, canına, kalbine, yani yaşanılası bir şeylere sahip olmak için.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder